will - be going to farkı

“Will – Be going to” farkları- Konu anlatımı

“Be going to” ile “will” gelecek zaman arasındaki fark nedir?

be going to” ile “will” İngilizce’de geleceği belirtir ve “-ecek, -acak” anlamına gelir. Arasındaki fark ise kısaca şöyledir: “will” planlanmamış, konuşma anında verilen kararlar için kullanılır; “be going to” future tense ise önceden karar alınıp planlanmış işleri ve somut ipucuna dayalı güçlü tahminleri belirtirken kullanılan gelecek zamandır. Diğer açıklamalar ve örnekler için aşağıda daha fazla açıklama bulabilirsiniz.

Bu iki konu ayrı olarak işlenmiştir. Detaylı konu anlatımları, resimler, oyunlar, örnek cümleler, diyaloglar, okuma parçaları ve alıştırmalar ile aşağıdaki bağlantılardan öğrenebilirsiniz.

>> İngilizce gelecek zaman (Future Simple Tense – will) konu anlatımı için tıklayın
>> İngilizce gelecek zaman (Be going to Future Tense) konu anlatımı için tıklayın

1- Yardımcı fiil olarak farkları:



“will” aslında Future Simple tense yani basit gelecek zamandır. “be going to” dan yapı olarak farkı tüm özneler için değişmeyen “will” yardımcı fiili kullanılmasıdır. Oysa “be going to” özneye göre değişiklik gösterir. Örneğin “am going to”, “is going to” ve “are going to” gibi üç farklı şekli vardır.

  • I will ask a question. (Bir soru soracağım.)
  • She will clean her room. (O odasını temizleyecek.)
  • Salih will repair the car. (Salih arabayı tamir edecek.)
  • I will be in İzmir tomorrow. (Yarın İzmir’de olacağım.)
  • I am going to live in Germany. (Almanya’da yaşayacağım.)
  • He is going to buy a car. (O bir araba satın alacak.)
  • Murat is going to start a new business. (Murat yeni bir iş başlatacak/kuracak.)
  • We are going to be in İzmir tomorrow. (Yarın İzmir’de olacağız.)

2- Planlı ve plansız işler:

“Be going to” future tense daha önce planlanmış veya kakarı verilen gelecek zaman işlerimizi belirtirken kullanırız. Mesela “I am going to visit my uncle next week.” yani “Amcamı gelecek hafta ziyaret edeceğim.” diyen birinin bunu daha önceden kafasına koyduğunu ve planladığını anlıyoruz.

  • We are going to have a picnic this weekend. (Bu hafta sonu piknik yapacağız.)
  • I am going to listen to music with my friends. (Arkadaşlarımla müzik dinleyeceğim.)

Oysa “will” future planlanmamış ve konuşma anında verilen kararlarda kullanılır.

  • OK. I will help you. (Tamam sana yardım edeceğim.)
  • I will accept the invitation. (Daveti kabul edeceğim.)
  • Don’t cry! I will take you with me. (Ağlama! Seni yanımda götüreceğim.)

3- Geleceğe yönelik tahmin belirtme:



“be going to” ile “will” her ikisi de geleceğe yönelik tahmin belirtir. “be going to” güçlü bir tahmin belirtir ve görünür somut ipucu ve delillere dayalı olması gerekir.

  • Look at those black clouds. It’s going to rain. (Şu siyah bulutlara baksana. Yağmur yağacak.)
  • Look at that little kid on the wall. He’s going to fall. (Duvarın üstündeki küçük çocuğa bak. Düşecek.)
  • Hey, drive slowly. You’re going have an accident. (Hey, yavaş sür. Kaza yapacaksın.)
  • He is very good. He is going to be a successful swimmer. (O çok iyi. Başarılı bir yüzücü olacak.)

“will” de geleceğe yönelik tahmin yada beklenti belirtirken kullanılır. Ancak bu durumda “I hope (Umarım)”, “I think (Sanırım, bence)”, “I believe (İnanıyorum ki)”, “I expect (umuyorum ki)”, “I’m sure (Eminim ki)”, “I’m afraid (korkarım ki)”, “Perhaps (Belki), Probably (Muhtemelen), Certainly (Elbette ki)” gibi ifadeler ile beraber kullanılır.

  • I think I’ll win. (Sanırım kazanacağım.)
  • I hope I will pass the exam. (Umarım sınavı geçeceğim / geçerim.)
  • I am afraid she won’t finish in time. (Korkarım ki zamanında bitirmeyecek.)
  • Perhaps Sandra will lend you some money. (Belki Sandra sana biraz para ödünç verecek/verir.)

4- Ricalar, davetler ve teklifler ile Söz verme durumlarında “will” kullanılır.

“be going to” ile kullanılmayan ve “will” için özel olan kullanımlar ise “Ricalar, davetler ve teklifler ile Söz verme” durumlarıdır.

  • Will you shut the door, please? (RİCA)- (Kapıyı kapatacak mısın/ kapatır mısın?)
  • Will you come to the cinema with me? (DAVET) – (Sinemaya benimle gelecek misin/ gelir misin?)
  • That suitcase looks very heavy. I will help you. (TEKLİF) – (O valiz çok ağır görünüyor. Saana yardım edeceğim.)
  • Will you turn on the lights, please? (RİCA) – (Işıkları açacak mısın / açabilir misin lütfen?)
  • I promise I won’t do that again. (SÖZ VERME) (Söz veriyorum onu birdaha yapmayacağım.)
  • If you help me, I will bring you a present. (SÖZ VERME) (Eğer bana yardım edersen, sana bir hediye getireceğim.)

✎ NOT: Rica belirtme durumlarında cümle sonuna genellikle “please (lütfen)” eklenir.